Doğum Öncesi Kutlamalarında Sınır Yok

Şimdinin yeni anneleri, yani bizim jenerasyon baby shower partilerini öğrendi. Herkes kendi doğumunda baby shower partisi düzenlemeye başladı. Baby shower nedir nasıl kutlanmalıdır yazılarımı daha önce paylaşmıştım. Hatırlamak isteyen, önceden okumamış olanlar buyursun, buraya da buyursun, ehhh buraya da uğramadan gitmeyin bari…

Şimdilerde baby shower partilerinin yaratıcısı olan Amerikalı arkadaşlar yeni bir kutlama daha eklediler doğum öncesi kutlamalarımıza. Gender party, biz bunu nasıl türkçeleştiririz bilmem ama ben cinsiyet öğrenme partisi demeyi tercih edeceğim galiba. Umarım anadilini bozmaya meraklı millet olarak bizler kafa yormak yerine “gender party” demez bir alternatif yaratabiliriz. Lütfen lütfen lütfen baby shower gibi gender party de 1 – 2 sene içinde Türkçeleşmiş olmasın.

Evet sosyal mesajımızı da verdikten sonra gelelim şu cinsiyet öğrenme partilerine. Anne ve baba adayı olan veya ileride olmak isteyen sizler eğer bebeğinizin cinsiyetini aile ve yakın dostlarınızla öğrenmek isterseniz cinsiyet öğrenme partisi tam sizlik.

Kısaca bu partinin nasıl oranize edildiğinden bahsedelim. Kutlamanın yapılacağı mekanı bebeğin cinsiyeti henüz belli olmadığı için pembe ve mavi renklerde süslemek gerekiyormuş. Gelecek olan davetliler bebeğin cinsiyeti hakkında bir tahminde bulunup kıyafetlerini o renklerde seçmeliymiş. Yani davetliler iki gruba ayrılıyor olmalı kız olduğunu düşünen pembe kıyafetliler ve erkek olduğunuz düşünen mavi kıyafetliler. Hatta bebeğin cinsiyeti hakkında küçük bahisler düzenleniyormuş. Cinsiyeti bilen davetlilere küçük hediyeler ve bilemeyenlere küçük cezalı oyunlar düzenliyorlarmış. Tahminen cinsiyetin kesinleştiği 20. haftadan sonra organize etmeli bu “gender party” denilen cinsiyet belirleme partisini. Doktorunuzun bebeğinizin cinsiyetinden kesinlikle emin olduğu hafta yani.

Anne ve baba adayı doktorları ile önceden konuşup kendisinden bebeğin cinsiyeti hakkında yorum yapmamasını rica etmeleri gerekiyor. Artık cinsiyetinden tamamıyla emin olduğu haftada bebeğin cinsiyetini kendilerine söylemek yerine, cinsiyet belirleme parti pastasını yapacak kişiye email yolu ile göndermesini rica etmeleri gerekiyor. Pastayı yapacak kişi doktordan gelecek mesaja göre pastanın içindeki kekin rengini pembe veya mavi hazırlıyor. Pastanın dış süsülemesini şeker hamuru ile kapladığı için pastanın kek rengi dışarıdan kesinlikle gözükmüyor. Partiye gelecek olan hiç bir davetli pastanın içindeki kekin rengini bilmediği için herkesde büyük bir heyecan oluyor olmalı. Anne ve baba pastayı kestikleri zaman tüm sevdikleriyle birlikte aynı anda öğreniyor bebeklerinin cinsiyetini.

Açıkçası bu fikir benim çok hoşuma gitti hatta baby shower partisinden çok daha eğlenceli geliyor kulağıma. Hoşuma giden noktaları sıralamak istiyorum.

* Baby shower partilerinin çoğunda sadece kadınlar oluyor ki bence saçma. Çünkü o partinin olma sebebinde baba adayının da küçük bir katkısı var. Onu neden bebeğe gelecek olan hediyelerden mahrum ediyoruz ki. Babalar da en az anneler kadar heyecanlılar. İşte ülkemizde de yeni moda olmasını umduğum cinsiyet öğrenme partilerinde herkes davetli, bu kutlama sadece anne ve annenin hemcinsi arkadaşları için değil. Anne, baba, anneanne, babanne, dedeler, dayılar, enişteler, dostlar… ŞAHANEEE değil mi?

* Baby shower genelde 5 çayı formatında oluyor. Çay, kahve, pasta, kek, börek v.s oluyor ikram olarak. Ama bu partinin katılım ağı daha geniş olacağından, akşam yapmak gerekir partiyi bence. Cumartesi akşam yemeği şahane olur mesela. Şaraplar, peynirler, kanepeleeeerrr. Anne için bu şarap keyfi biraz sıkıntı olabilir ama en azından davetlilerin keyifi yerinde olur ;)

* Bebeğinizin cinsiyetini öğrendiğiniz an hem sizin hem de eşinizin görüntüsü harika bir hatıra olarak saklanabilecek. Hatta video görüntüleri müthiş bir hatıra niteliğinde olabilir bence.

* Doğum öncesi tüm sevdikler ile eğlenceli, yemeli içmeli, oyunlu, kahkahalı bir akşam yemeği olanağı.

* Hem aileniz ile arkadaşları kaynaştırma olanağı.

Kesinlikle çok güzel bir organizasyon bence, baby shower partileri gibi hediye odaklı değil, paylaşım amaçlı ve çok daha samimi bir kutlama olduğu kanaatindeyim. Henüz etrafımda cinsiyet öğrenme partisi düzenleyen olmadı, gitmişliğim falan yok ama araştırmalarımın sonucunda ben bu cinsiyet öğrenme partisini çok beğendim, kesinlikle baby shower partilerini sollamalı.

Umarım etrafımdaki ilk anne adayı bu yazıyı okur ve hemen kendisi için bir tane organize edip beni de davet eder. Böyle bir durum olursa inanın yorumlarımızı sizinle paylaşacağım. Belki de ilk parti bizimki olur, biz organize eder, dostlarla eğleniriz belli mi olur ;)

Baby Shower Organizasyonları, Baby shower partisi, Bebek, doğum, doğum heyecanı, Genel, Hamilelere öneri, Hamilelik, öneri kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Doğum Fotoğrafçılığı

Dün mağazada aynı dilden konuşabildiğim, işini çok iyi bildiğine emin olduğum bir doğum fotoğrafçısı ile tanıştım.

Hikayelerimiz aslında benziyor. İkimizde önceki sıkıcı işlerimizden vazgeçip hayallerinin peşine giden, eşleri bilgisayar işlerinden anlayan bayanlarız. Eşler internetten anlayınca,  işlerimizi internette öne çıkartmakta fazla zorlanmıyoruz ;)

Neyse Zehra Hanım, hem düğün, hem doğum, hem de doğum sonrası aile fotoğrafları çeken bir fotoğrafçı.Yaptığı işi sorduğunuzda kısaca “Her insanın hayata dair bir hikayesi vardır. Benim hikayem bir Mayıs sabahında Almanya’da başlıyor. Ama doğum hikayemi fotoğraflayan bir fotoğrafçım olacak kadar şanslı değilmişim. Bu yüzden büyük bir keyifle çocukları doğumlarından itibaren fotoğraflıyorum. Bir çocuk için yıllar sonra büyüdüğünde dünyaya ilk merhaba dediği anı görmek çok güzel olmalı.” şeklinde anlatıyor.

Eşiyle hem gezmeyi hem de fotoğraf çekmeyi çok sevdikleri için bir de gezi sitesi kurmuşlar. Çok faydalı bilgiler var tavsiye ederim. Bu gezi sitesi üzerinden küçük gruplara turlar düzenliyorlarmış. Eminin bu turlar arkadaş ortamında, çok eğlenceli ve dolu dolu geçiyordur.

İşte tüm sitelerinin bilgileri aşağıda. Düğün, balayı, doğum, doğum sonrası her türlü ihtiyacınızda yanınızda olmasını isteyeceğiniz Zehra Hanım huzurlarınızda…

Sevgiler,

http://www.dugunfotografcisi.cc/

www.dogumfotografcisi.cc/

http://www.azgezmis.com/

Zehra Arslan
0532 742 29 62

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

BeyBlade’in müthiş pazarlaması…

Ablamın oğlu tam bir Beyblade çılgını. Beyblade’in ne olduğunu bilmeyenler için kısaca anlatmak lazım. Bir kaç plastik ve metal parçadan oluşan topaç mantığında hızla dönen bir oyuncak. Fakat bir kaç farklı renkte parçadan oluştuğu için çocuklar bir BeyBlade ile hiç bir zaman yetinmiyor. Evde ne kadar çok BeyBlade olursa o kadar çok renkleri karıştırma şansı oluyor ve hem anne hem de çocuk, çocuğun bir şey yarattığını zannedip daha mutlu oluyor. BeyBlade’i çocuğun yaratıcılığını geliştiren şahane bir oyuncak olarak sınıflandırıyor ve farklı renklerde alındıkça alınıyor. Fiyatı da 23 TL’den başlıyor bu arada çok da ucuz değil.

BeyBlade’lerin yarışmaları bile düzenleniyor. Birinci olan çocuklara ödüller veriliyor yani sonunda havuç var. Çocuklar daha da motive oluyor. En hızlı ve uzun dönen BeyBlade’i en güzel renklerle yaratma aşkıyla oynuyor da oynuyor ve anne babalarda alıyor da alıyor.

Bir de BeyBlade’inizi döndürmeniz için özel havuzlar yapmışlar. İçinde oluklar oluyor BeyBlade’ler bu havuzlarda daha güzel dönüyor. Tabii bu havuzun yapıldığı malzeme plastik. Ehh çok kalın ve sağlam bir plastikten yapılmadığı için çabucak yırtılıyor ve yenilerini almak gerekiyor.

Kısacası BeyBlade çok basit ve eğlenceli topaç mantığından yola çıkılarak yaratılmış, müthiş ticari ve pazarlama tekniği üzerine kurulmuş dahice bir oyuncak.

Anlaşılması güç olan bu BeyBlade nasıl bizim şahane topaçlarımızı siler süpürür. Nasıl tüm o büyük kırtasiye ve oyuncakçıların rafları BeyBlade dolu iken 2 – 3 TL en fazla 5 TL olan topaçlar oyuncakçılarda bulunmaz olur. Aslında bizim topacımız çok daha dahice çok daha pratiktir. Tek parça, daha hızlı ve uzun döner ve ahşap alınan topacı istediğin renge boyarsın, sıkıldığında annene yenisini aldırmaz başka renge boyar, yeniler, yeniymiş gibi oynamana mutlu mutlu devam edersin.

Tüm BeyBlade mağduru anneler ve babalar lütfen plastik ve metalden üretilmiş, bu BeyBlade tuzağından kurtulun. Çocuğunuza bir de ahşap topaç alın, aralarındaki farkı gösterin. Bırakın çocuğunuz istediği renge boyasın topacını. Asıl yaratıcılığı bu şekilde gelişecek. Sizin de cebiniz gelişecek inanın ;)

Sizin için araştırdım. Ahşap oyuncaklar konusuna kafayı takmış şahane bir oyuncakçı teyzemiz var. Şule Hanım. Hikayesi harika, kendisiyle tanışmak, sohbet etmek çok istiyorum. Onun hikayesi bu yazıya sıkışmamalı, ben biraz araştırmalı, kendisiyle sohbet etmeli, öyle yazmalıyım. Şule Teyze’de ahşap topaçlar da varmış ve 2 TL imiş. Hatta 5 yaş üstündeki çocuklara topaç yapma atölyeleri bile düzenliyorlarmış. Yeri Ümraniye Meydan’da Real Market giriş tarafındaymış. Yolunuz düşerse uğrayın derim. Şule Teyze’nin hikayesi şimdilik rafa kalkar, yazılmayı bekler benim için.

Bol ahşap oyuncaklı, sağlıklı ve kahkaha dolu günler diliyorum tüm saygıdeğer BeyBlade mağduru anne ve babalara….

anne yarısı, Bebek, çocuk, Çocuk bakımı, çocukların dünyası, Genel, öneri, oyuncak, teyze kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çok mutluyum…

Uzun süredir yazamıyor olmamın sebeplerinden en geçerli olanı herşeyin üstüste gelmiş olması. Yeni yere taşınmış olmanın, yoğunluğun ve aksi giden bir kaç problemin blogu, sanal alemi boşlamamın sebeplerinden. Eskiden her gördüğümü ya facebook, ya twitter ya da blogdan sizlerle paylaşır, gelen yorumlarla mutlu olurdum. Ne yazık ki uzun süredir yokum ama çok şeyi biriktirdim. Zaman buldukça paylaşımlarım devam edecek söz.

Ponente Baby’den alış alışveriş yapan 2 tür insan var. 1. tür müşteriler, kendileriyle çok seviyeli, fazla samimi olmayan düz bir ilişkim oluyor. 2. türü ise dostlar diye tanımlamak istiyorum. Çünkü onlar sanki beni uzun süredir tanıyor gibi davranıp çok samimi bir ilişki kurmamıza sebep oluyorlar. Sanırım beni daha önceden tanıyormuş gibi samimi davranmalarının sebebi beni sosyal alemlerden takip ediyor olmaları ;) Tahmin edeceğiniz gibi bu durum insanı çok çok çok mutlu ediyor.

İşte bu hafta beni çok mutlu eden iki tane hikayem var sizlerle paylaşmak istediğim. Birinci hikayemin kahramanı Mesude Hanım. Kendisi internetten “Çıfıt Çarşısı Kapı Süsü” siparişi verdi ve daha sonra arayıp daha önce hiç yapmadığımız canlı renklerde ve içlerine kırmızı da eklenmesini istediğini belirtti. Şimdi bu şekilde özel taleplere olabildiğince ( benim aklıma yatması şartıyla ) olumlu yaklaşmaya çalışıyorum. Fakat bazen siparişi veren kişi kafasında canlandırdığı ürün ile ortaya çıkan ürün arasında fark bulabiliyor ve daha sonra Ponente Baby olarak biz arada kalıp, üzülebiliyoruz. Açıkçası bu gibi durumları çok sık yaşamıyoruz fakat her özel talebi aldığımızda ya memnun edemezsek şeklinde bir endişe oluyor içimizde.

İşte Mesude Hanım’ın kapı süsünü hazırladık, sonuçtan çok mutluyuz, tam istediği ürünü yaptığımızı düşünüyoruz, kargoya verdik ve ertesi gün malı gitmiş olmalı ki telefon çaldı ve Mesude Hanım. İnanın insanın aklına bunun gibi özel siparişlerde kesin beğenilmemiş ve sonuçtan çok mutsuz olunduğu geliyor. Ama yanılmışız. Mesude Hanım kapı süsünü çok beğenmiş ve bize TEŞEKKÜR ETMEK için aramış. Nasıl kibar ve nasıl güzel bir davranıştır bu. Sonuçta parası ödenmiş ve karşılığında yapılması gereken yapılmış ve mal satınalınmış. Teşekkür edecek ne var ama işte öyle değil. Çok ince ve çok hoş bir davranıştı, çok mutlu oldum. Mesude Hanım’a bir de bu alemden teşekkür….

İkinci hikaye ise bugün kahramanlarımız Selen Hanım, annesi ve akrabaları. Çok neşeli ve tatlı bir grup mağazaya geldi ve sanki daha önce Ponente Baby’de çalışmış gibi tüm ürünleri isimleri ve fiyatlarıyla biliyorlardı. İşte bu tatlı grup tam bir Ponente hayranı olduklarını, renk seçimlerimize ve tasarımlarımıza bayıldıklarını söylediler. İnsanın bunu söylemesi o kadar önemli ki. Bazısı görüyor, bayılıyor ama burnundan kıl aldırmıyor, bu gerçeği sizinle paylaşmıyor. İşte onlar Ponente için müşteri kategorisinde. Bugünkü konumuz müşteriler değil DOSTLAR….

Selen Hanım ve grubu ile o kadar samimi ve hoş bir paylaşım yaşadım ki annemin tabiri ile göbeğimden işedim ;) Tam mağazadan çıkacaklardı Selen Hanım’ın annesi kızına albüm hazırlıyormuş ve en çok sevdiği bebek mağazalarından Ponente Baby’de de alışveriş yaparken fotoğrafının olması gerektiğini hatırlattı ve bir süsü hem mağazanın içinde hem de dışarıda fotoğraflar çektiler. Nasıl tatlı, nasıl samimilerdi size anlatamam. Bu arada bana Selen Hanım eğer fotoğrafları yollamayı unutmazsa sizlerle paylaşırım söz…

Ehhh varını yoğunu, tüm enerjisini ve son 2 senedir tüm zamanını Ponente Baby için kullanan ben bunun gibi olaylar yaşayınca çok seviniyorum. İyi birşeyler yaptığımı hissedip daha da motive oluyorum.

Bu yazının dersi: Lütfen beğendiğiniz sevdiğiniz her şeyi ve herkesi; beğenilip sevildiğini duymaktan mahrum bırakmayın. İnanın size geri dönüşü çok daha olumlu olacak çünkü bu sevgi ve beğeni sözcükleriniz karşınızdakini daha motive edecek.

Tüm Ponente Baby dostlarına sevgiler, sizi çok seviyorum…

Sevgiler,

Bebek, Bebek Hediyesi, doğum, Genel, öneri, web sitesi kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Taşındığımızdan Haberiniz Var Mı?

Taşınan ve yorgunum diyen tüm dostlar çok iyi anlaşıldı. Kasım 2011 başında yeni adrese taşındık. Yeni yerimiz biraz daha büyük, rahat ve göz önünde. İnanın ancak taşınma işlemi tamamlandı. Ancak duvarlar doldu ve ancak aradığımızı bulabilir hale geldik.

Taşınma arifesinde yardıma gelmek isteyen tüm dostalara “Aman gerek yok, mağaza taşımak ev taşımaya benzemez. Tabak çanak yok, ürünler zaten poşetli, sadece koliye yerleştirilecekler ve gelecekler.” demiştim ama pek öyle olmuyormuş. Taşınmak da tecrübe işiymiş sanırım. Bu benim kontrolümde gerçekleşen ilk taşınma aksiyonuydu ve sonuç tamamen kargaşa ve yorgunluktu. Ama dersimi aldım, taşınırken yapılması gerekenler listesi çıkartabilecek kadar tecrübe kazandım. Buyrunuz okuyunuz belki bir faydam olur.

Taşınırken Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Noktalar:

  • Öncelikle eski adresteki tüm eşyalarınızı eğer bir taşıma şirketiyle anlaşmadıysanız, ustalar gelmeden kendiniz kolileyin ve kolileri kapatın. Bu işi ustalar geldikten sonraya bırakırsanız, temizlik kovasından tuvalet kağıdı veya askı pimleri çıkabilir haberiniz olsun.
  • Kolileri kapattıktan sonra önce en büyük gardrobu yani kolilerin çoğunun yerleşeceği gardrobu yeni adresinize yollayın. Bu büyük parça en son taşırız diyecektir ustalar ama onları dinlemeyin, huysuzluk yapın aksi takdirde yeni adreste koliler yığılır, gardrobunuz gelene kadar o koliler ortada kalır, içindekiler zarar görür ve siz ortadaki koli yığınından fazlasıyla sıkılıp etrafta size yardıma gelen dostları azarlamaya ve onlara aksilenmeye başlayabilirsiniz. Sizin ruh sağlığınız ve sosyal ilişkileriniz açısından önemli bir nokta bu DİKKAT.
  • En güzel kokan ve en pahalı deterjanlardan kaçının. Her yeni kurulan dolabı, mobilyayı temiz temiz silmek, mis gibi kokutmak isteyeceksiniz. Bu işi eldivenle yapmak çok rahat değil, 2 – 3 parçayı eldivenle siler sonunda eldivenleri atarsınız. Fakat ne yazık ki o çok güzel kokan, pahalı deterjanlar ellerinizin canına okur. Bir de elleriniz benimkiler kadar hassaslarsa yandınız. Sonuç en güzel deterjan ARAP SABUNU.  Bu böyle biline. Hem kokusu genzinizi yakmaz hem de içeriği tamamen doğal olduğu için ellerinizin dostudur. Ayrıca gayet başarılı bir temizlik malzemesidir ve fiyatı uygundur.
  • Yeni adresinizde hangi mobilyayı nereye yerleştireceğinizi önceden düşünün ama şunu bilin ki mobilyalar gelmeden havadan “o şuruya, bu buraya” demek kolay. İşler mobilyalar geldikten sonra çok farklı oluyor. Bu sebepten sakin olun ve ustalarla iyi geçinmeye bakın. Aksi takdirde “bunu şuraya mı çeksek, bu burada olmadı” tarzındaki talepleriniz antipati toplayabilir.
  • Kontrol edilmesi en önemli konulardan biri de temizliğe gelen yakın dostlar. Hepsinin adeti, temizlik anlayışı farklı. Biri havlu bez ister, diğeri sarı bez. Biri Cif der diğeri Cif cizer çamaşır suyu olsun der. Bırakın hepsinin bir bildiği var, kendi bildikleri gibi yapsınlar. Siz Cif, çamaşırsuyu tartışmalarından uzak olun yeter. Sosyal ilişkiler önemlidir, dostlar ise candır.
  • Mobilyalar yerleşmesi, temzilenmesi konusunda yardım alabilirsiniz fakat koli kargaşasının yerleştirilmesi işini sakın kimselere kaptırmayın. Sonucu fena olur, ne nerden çıkacak hiç belli olmaz sonra. Hele benim gibi mağaza taşıyorsanız müşterinin yanında kimselere telefon açıp soramaz, kendi kendinize söylenemzsiniz.

İşte benim kontrolümdeki ilk taşınma tecrübemden çıkan notlar bunlar. Sonuç tüm aile ve dostlarımın yardımı ile taşındım, yerleştim, temiz temiz oturuyorum. Yeni yeni müşterileri, yeni yeni yüzleri tanımaya başladım bile. Yeni yıl, yeni mağaza herşey şükürler olsun ki çok güzel gidiyor. Taşınma süresinde yardım eden tüm dostlara, yeni mağaza heyecanımı paylaşan herkese sonsuz teşekkür ederim.

Ponente Baby’yi, beni ve yaptığımız tüm ürünleri seven herkesi yeni mağazaya beklerim. Ama vaktinizin olduğu bir gün seçin ve bu yazıyı referans gösterip bir kahve sipariş edin. Karşılıklı kahvelerimizi tokuşturup birbirimizi tanıyıp sohbet ederiz….

Not: Yeni mağazanın görüntülerine Facebook sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Bu arada Facebook sayfamıza gidecekseniz üye olup, sayfamızı tüm listenizle paylaşmayı unutmayın lütfen ;) ))

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Gecikmiş Bir Yeni Yıl Yazısı

Yeni yıl her zaman heyecanlandırmıştır beni. Her sene evi Aralık 1 gibi süsleyip Ocak 1′e kadar seğretmişimdir. Bu evlenmeden önce, annemin evinde de her sene hep aynı heyecanda oldu. Yılbaşı süsü insanın kalitesini belli eder bence. Öyle her süs takılmamalıdır ağaca, cama. Nasıl giyeceğimize, saçımıza takacağımıza kafa patlatıyorsak, evimizdeki, işimizdeki yılbaşı süslerine de kafa patlatmalıyız.

Mesela annem ve annemin aksi olarak ben ve ablalarım her zaman ağaçta kırmızı topları tercih ederiz. Işıklar da sarı olmalı, yeni çıkan mavi beyaz led ışıklara karşıyız. Tamam ekonomik olabilir ama sarı ışık yapamadılar işte. Sarı ışık daha doğal daha soft. Ağaçtaki sarı ışıklarda öyle yanıp sönmemeli hızlı hızlı. Tercihen sabit yanmalı ama inatla hareket istiyorsanız yavaş yavaş yanıp sönebilir. Kırmızı toplar ve sarı ışıkların arasında ekose kurdelelerle atılmış fiyonklar olabilir. Ve her sene en fazla 2 – 3 tane alınan özel yılbaşı süsleri. Adetleri seneler geçtikçe artmalı ve her sene en favori yılbaşı süsünüzü belirlemeli evin diğer fertlerinin favori yılbaşı süsleri öğrenilmeli ve bu konu tartışma konusu yapılmalı.

Tüm bu yılbaşı ağacı süslemesi tercihlerimin aksine bugün görüp bayıldığım, benim bu seneki yılbaşı ağacımın fotoğrafı işte aşağıdadır. Renkli minik ışıkların karın altından yaptığı ışık ve renkler şahane değil mi?

Hepinize renkli, sağlıklı, eğlenceli ve çok huzurlu bir yıl dilerim. Yepyeni güzellikleri keşfedeceğiniz bir yıl olması dileği ile…

HEPİNİZE İYİ SENELER…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Anne Yarısı….

Teyzelerin en tatlısından, Aslı Çelenk’ten duygularını anlatan şahane bir yazı. Kahvenizi yudumlarken okuyun, keyfini çıkartın…

Kişisel kanaatim herkesin çocuk sahibi olmak zorunda olmaması yönünde fakat teyze olmak benim kontrolüm altında olan bir durum değil J Ablamdan gelen gebelik testinin fotoğrafı eşliğindeki “Teyze ben yola çıktım geliyorum!” mesajını hala saklıyorum. Geçen yıl bu zamanlarda “Acaba kalbi atacak mı?” heyecanlarını yaşıyor, endişeleniyor fakat yansıtmamaya çalışıyordum. Her doktor kontrolünde bir aksilik çıkmamasını umuyor, çıkarsa nasıl teselli edeceğimi hesaplıyordum. Tüm hamileliği boyunca ablamla birlikte zaman geçirdiğim için onun kadar yemek yiyip, onun kadar kilo almam bu sürecin en güzel (!) hediyesi oldu. Ters geldiği için sezaryenle gelmek zorunda kalan Ayaz’ın anne karnındaki son gecesinde çektiğimiz video, arşivimizin en tuhaf parçalarından biri. Bir iki saat sonra dokunabileceğimi bildiğim küçük insanın içerideki dansları aklımdan gitmiyor.

Bu süreçte Ponente Baby desteğini devamlı arkamızda hissetmek müthişti. Teyzelik konusunda hiçbir şey bilmeyen beni her konuda aydınlatan Ponente’ye tekrar teşekkürler. Baby Shower nasıl olmalı, nerede yapılmalı, kaç kişi davet edilmeli, kimler davet edilmeli gibi hayatım boyunca ihtiyacım olmayan şeyleri bana sabırla anlattılar J Hastane odasını süslemeye sıra geldiğinde ise ablamın  Ayaz’ın odası için seçtiği “Jungle Safari” temasını uygulamaya karar verdik. Bu fikrimizi Ponente’ye açtığımızda bu oyuncaklı temanın renklerle de uygulanabileceğini anlattılar. Kapı süsü, altın yastığındaki hayvancıklar, kağıttan ponponlar vs vs herşey bizim istediğimiz gibi olmuştu.

Ve 7 Haziran 2011 sabahı Ayaz geldi. O güne kadar sadece ziyaretçi olduğum doğum odalarında bu kez refakatçiydim. Bu bebek bizimdi ve hep sevebilecektim. Bu bebek bir bireydi. Bir karakteri, ayağını kıpırdatışının bile bir anlamı vardı. Ama “kuru” dünya adına hiçbir şey bilmiyordu. Çişini yaparken, acıkınca, sıkılınca kısacası “su” dünyasında hazır olan, düşünülmüş olan herşeyi şimdi kendisi düşünmek zorundaydı ve buna içerleyip çok ağlıyordu. Bence dünyanın en yavaş büyüyen canlısı insana karşı belki de bugünün dünyası çok hızlı olduğu için sabır göstermekte zorlanıyoruz. Mamasını hemen yesin, hemen uyusun ve biz tekrar eski biz olalım istiyoruz. O’nun uyuduğu saatler sanki öğle teneffüsü gibi geliyor. Yemeğini yesin, uyusun, biz özgür kalalım, uyansın, neşelensin, on dakika oynayalım, sonra sıkılalım… En azından benim döngüm böyle. Belki konuşmaya başladığında, yürümek için çabaladığında değişecek ama şimdilerde O’nunla ne yapacağımı bilemediğim için on dakika sonra çok sıkılıyorum L Üstelik birşeyler öğretmek yerine devamlı öpmek istiyorum J

Hayatım boyunca “Anne olmadan anlayamazsın…” , “Yok, bu sevgi başka birşey, anlatılmaz.” , ” Anne olunca anlarsın” benzeri cümleleri duydum yeni çocuk sahibi olanlardan. Anlayamayabilirim, kabul. Peki, en ufak bir viyaklamada neden uyandığımı, manasız sesler çıkarıp henüz adını bile bilmeyen bir bebeği güldürme çabasına neden girdiğimi, neden banyosunu yaptırmak için kuyrukta beklediğimi, kendime diye alışverişe gidip kendime bir parça bile almadan mini boy çoban paltosu almak için neden bütün mağazaları gezdiğimi, neden devamlı ellerimi yıkadığımı, bilinçaltına zarar vermemek için neden devamlı kıyafetlerime dikkat ettiğimi, O’nu düşünüp neden kendi kendime güldüğümü, neden hep ondan bahsettiğimi birisi bana lütfen açıklayabilir mi? Ne zaman ağlayıp ne zaman güleceği belli olmayan, önüne sunulan herşeyden üç dakika sonra sıkılan, yemek saati geldiğinde alarm gibi ağlayan çocuğu manasız bir biçimde çok seviyorum J

Planlamadan yaşayan biri için plan yapmak ne kadar zor bilemiyorum tahmin edebileniniz var mı ama ben bugünlerde Ayaz’la ilgili planlar yaparken ve ikimizi birlikte bir sürü şey yaparken hayal ediyorum J

anne yarısı, Bebek, Bebek bakımı, çocuk, Çocuk bakımı, çocukların dünyası, doğum, doğum heyecanı, Genel, Hamilelik, hastane kapı süsü, öneri kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | 2 yorum

SADECE TAŞ………..MI ?

Bu güne kadar güney sahil seyahatlerimizden her zaman deniz kabukları ve çakıl taşları toplayarak dönmüşümdür. Hayatıma iki tane melek girince ve tatillere maile gider olunca taş toplama kapasitemiz siz de hak verirsiniz ki ciddi bir şekilde arttı. Kıyamıyoruz ayrılmaya, sanki ailemizin parçalarını arkamızda bırakıyoruz. Ama ona da güzel bir kılıf uydurdum ” Bakın arkamızda bizden bir eşya yada sevdiğimiz bir şey bırakırsak buraya tekrar geliriz. Buna inanın ben hep yapmışımdır ve tutar.” diyorum. Çok duygusal ve inandırıcı olduğu için benimkilerin taşlarından ayrılması kolaylaşıyor. Pekiiii, eledik ve eve makul sayıda kabuk ve taşla döndük. Ne yapacağız? İlk seneler onları sanırım deniz hissi versin diye cam kavanozlara koyup içini suyla doldurup odalarına koyardık. Tavsiye etmem pislik oluyor zaten 1-2 günde göze hiçte hoş gözükmez oluyor.

Proje 1) Kabuklar ve ufak çakıl taşlarını İkea dan gayet uygun fiyata aldığım çerçevelerimizin çarpraz iki köşesine , yine çocuklarla bir haftasonu etkinliği olarak kolaj çalışması yaptık. Yada daha havalı olsun enstelasyon yaptık : )) Büyük bir çerçevemiz vardı onunda. Çok yakında yaptığımız çerçevelerin resimlerini de paylaşacağım sizlerle, esin kaynağı olsun size ;) ))

Proje 2 ) Çakıl taşları ? Eve dönünce fark ediyorsunuz ki aslında onların renkleri sadece deniz suyunun içinde güzel gözüküyor. Kuruyunca ve hele hele şehire gelince hiç te güzel değiller. Onları canlandırmak lazım. Bu noktada ben evvelki sene ki projemizi anlatmalıyım. Farkındaysanız artık oje renk kartelası inanılmaz. Bende de bunu fırsat bilip bir sürü oje aldım çocuklara. Bodrum da sabah etkinliği oldu bize. Topladıkları taşları kendi aralarında önce paylaştılar. Sonra başladılar harikalar yaratmaya. Kimi bulut oldu, kimi uzaylı, kimi robot, kimiyse sevimli saçı örgülü kız oldu. Artık onlar sanat eseriydi bir gece kurumaya bırakıldıktan sonra ertesi sabah plajda tezgah ta yeni sahipleriyle buluştular. Çocuklar para kazandı ve çok eğlendi.

Müşterilerinden biri banyosunda dekor olarak kullanıyor ve hala çok severek tutuyor geçen sene gelip bir yenisini daha aldı. Kağıt ağırlığı ve dekor oldular. Hatta alfabeyi taşlara yazarsanız okuma çalışması bile yapabilirsiniz. Geçenlerde ise bir web sayfasında gördüm, işi ileriye götürmüşler. Çocuklara taşlarını boyayarak uzaylı canlılar haline dönüştürüp bu yeni varlıklar için masal anlattırıyorlar, isim takıyorlar………

Yani diyeceğim şu ki : Vaktim yok, param yok demeyin çok basit şeylerle çocuklarınızla çok keyifli zaman geçirip, yaratıcılıklarını geliştirmelerini sağlayıp unutulmaz hatıralara sahip olabilirsiniz. Benden söylemesi………….

çocuk, Çocuk bakımı, çocukların dünyası, Genel, hobi, öneri, oyuncak kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | 1 yorum

Uyarılarınız duyulmaz, görülür…

Şu fotoğrafın şekerliğini görünce sizlerle paylaşmadan yapamadım. Fotoğraftan gelen kahkaha seslerini duyuyorum ben ;)

Fotoğrafın güzelliği tıklamamdaki ilk sebepti ama asıl yazı ve altındaki anlam beni sizinle bu fotoğrafı paylaşmaya zorladı. Ne kadar doğru ve ders alınması gereken bir laf öyle değil mi sayın anneler ve babalar…

Neden sadece babaları katmış bu işin içine anlamadım ama her anne ve baba asıl hareket ve davraşışlarıyla çocuklarına yol gösterirler. Kuru kuru söylenen öğütlerin, uyarıların çok ta bir anlamı yoktur aslında çocuklar için. Ben çocuktum bir zamanlar oradan biliyorum ;)

İstediğiniz kadar “Kızım kıyafetlerini toplaaaa”, “Şu dolap kapaklarını kapaaa” diye evin içinde söylenip durun. Kızınız 30 yaşında da o kapakları kapatmayacak. ( yani kendimden biliyorum ) Ama sizin davranışlarınızı, oturup kalkmanızı, arkadaş grubunuzdaki tavrınızı o kadar iyi gözlemleyecek ve sizi model alacak ki inanamazsınız.

Mesela kitap okumayan bir anne ve babanın çocuğuna anne ve babası ikaz etmekle, öğüt vermekle kesinlikle kitap okutamaz. Bunun zıt örnekleri yok değil vardır tabii ama kitap okumak, saçını taramadan sokağa çıkmamak, diş fırçalamak gibi davranışları çocuklar anne ve babalarından görerek öğrenir, duyarak değil. Eğer anne ve babadan gelen ikazlar görülmüyor sadece duyuluyorsa çocuk üzerinde etkisiz olurrrr…

Yazımızın daha doğrusu fotoğrafımızın ana fikri şudur. Çocukalarımızı sadece ikaz ederek değil, kendi davranışlarımızla eğitebiliriz.

Çocuk yetiştirmek dünyanın en zor işlerinden biri bence. Hepinize kolay gelsin…

çocuk, Çocuk bakımı, çocukların dünyası, Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İlk Uçak Seyahati…

Bir çogunuz zaten tatile çıktınız ama geç kalmadıysak bazı önerilerimiz olacak en azından seneye size fikir verebileriz belki ;) Tatile gideceğiniz yere uçakla gidiyorsanız bilmeniz gereken bir kaç önemli konu var. Biz kendimizce bişeyler düşündük, sıraladık size.

  • Öncelikle 3 adet biberon
  • 1 termos dolusu kaynar su
  • 1 termos kaynamış soğumuş su
  • 3 emzik (kaçtane alırsanız alın mutlaka hepsi bitecektir)
  • Çeşitli oyuncak (çocuğunuzun en sevdiği 3 adet yeterli olacaktır,seyahat yeterince değişik ve eğlenceli olacaktır)

Uçak kalkış ve iniş esnasında aynı sizler gibi basınç seviyesindeki değişiklik onlarında kulaklarını rahatsız eder, tek fark onlar nasıl rahatlıyacaklarını bilemedikleri için durmadan ağlar bizse ağlamayız. Ağlamalarını önleyebilmenin altın kuralı da iniş ve kalkış esnasında ya emzirmek yada biberon ile en sevdiği sıvı tüketmesini sağlamak.Yutkunma bebeğinizin kulaklarının tıkanmasını önleyecek ve onu rahatlatacaktır. Aynı şekilde emzikte yardımcı olabilir.

En büyük problem kemer takmak ;( Malesef kemer takmak bütün bebekleri çok rahatsız eder  tek önerebileceğimiz mümkün olduğunca son dakika takın kemerini ve sonrasında da çevrenizde oturan herkesin çocuk sevdiğini ve çok anlayışlı olduklarını umun. Eğer size ters ters bakanlar olursa sadece bebeğiniz ağladığı için hiç umrunuzda olmasın unutmayın ki bebeğiniz keyiften değil bir sıkıntısı olduğu için ağlıyor. Boşverin herkesi, siz sadece onu rahatlatmaya çalışın. Yapmanız gereken en akıllıca hareket bebeğinizin beslenme saati sonrası uykuya geçeceği bir saatte uçak seçmek olacaktır.

Çok korkutucu da gelse inanın öyle böyle yolculuk sona erecek. hepinize iyi tatiller dileriz.

Bebek, Bebek bakımı, çocuk, Çocuk bakımı, Genel, öneri kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın