Taşındığımızdan Haberiniz Var Mı?

Taşınan ve yorgunum diyen tüm dostlar çok iyi anlaşıldı. Kasım 2011 başında yeni adrese taşındık. Yeni yerimiz biraz daha büyük, rahat ve göz önünde. İnanın ancak taşınma işlemi tamamlandı. Ancak duvarlar doldu ve ancak aradığımızı bulabilir hale geldik.

Taşınma arifesinde yardıma gelmek isteyen tüm dostalara “Aman gerek yok, mağaza taşımak ev taşımaya benzemez. Tabak çanak yok, ürünler zaten poşetli, sadece koliye yerleştirilecekler ve gelecekler.” demiştim ama pek öyle olmuyormuş. Taşınmak da tecrübe işiymiş sanırım. Bu benim kontrolümde gerçekleşen ilk taşınma aksiyonuydu ve sonuç tamamen kargaşa ve yorgunluktu. Ama dersimi aldım, taşınırken yapılması gerekenler listesi çıkartabilecek kadar tecrübe kazandım. Buyrunuz okuyunuz belki bir faydam olur.

Taşınırken Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Noktalar:

  • Öncelikle eski adresteki tüm eşyalarınızı eğer bir taşıma şirketiyle anlaşmadıysanız, ustalar gelmeden kendiniz kolileyin ve kolileri kapatın. Bu işi ustalar geldikten sonraya bırakırsanız, temizlik kovasından tuvalet kağıdı veya askı pimleri çıkabilir haberiniz olsun.
  • Kolileri kapattıktan sonra önce en büyük gardrobu yani kolilerin çoğunun yerleşeceği gardrobu yeni adresinize yollayın. Bu büyük parça en son taşırız diyecektir ustalar ama onları dinlemeyin, huysuzluk yapın aksi takdirde yeni adreste koliler yığılır, gardrobunuz gelene kadar o koliler ortada kalır, içindekiler zarar görür ve siz ortadaki koli yığınından fazlasıyla sıkılıp etrafta size yardıma gelen dostları azarlamaya ve onlara aksilenmeye başlayabilirsiniz. Sizin ruh sağlığınız ve sosyal ilişkileriniz açısından önemli bir nokta bu DİKKAT.
  • En güzel kokan ve en pahalı deterjanlardan kaçının. Her yeni kurulan dolabı, mobilyayı temiz temiz silmek, mis gibi kokutmak isteyeceksiniz. Bu işi eldivenle yapmak çok rahat değil, 2 – 3 parçayı eldivenle siler sonunda eldivenleri atarsınız. Fakat ne yazık ki o çok güzel kokan, pahalı deterjanlar ellerinizin canına okur. Bir de elleriniz benimkiler kadar hassaslarsa yandınız. Sonuç en güzel deterjan ARAP SABUNU.  Bu böyle biline. Hem kokusu genzinizi yakmaz hem de içeriği tamamen doğal olduğu için ellerinizin dostudur. Ayrıca gayet başarılı bir temizlik malzemesidir ve fiyatı uygundur.
  • Yeni adresinizde hangi mobilyayı nereye yerleştireceğinizi önceden düşünün ama şunu bilin ki mobilyalar gelmeden havadan “o şuruya, bu buraya” demek kolay. İşler mobilyalar geldikten sonra çok farklı oluyor. Bu sebepten sakin olun ve ustalarla iyi geçinmeye bakın. Aksi takdirde “bunu şuraya mı çeksek, bu burada olmadı” tarzındaki talepleriniz antipati toplayabilir.
  • Kontrol edilmesi en önemli konulardan biri de temizliğe gelen yakın dostlar. Hepsinin adeti, temizlik anlayışı farklı. Biri havlu bez ister, diğeri sarı bez. Biri Cif der diğeri Cif cizer çamaşır suyu olsun der. Bırakın hepsinin bir bildiği var, kendi bildikleri gibi yapsınlar. Siz Cif, çamaşırsuyu tartışmalarından uzak olun yeter. Sosyal ilişkiler önemlidir, dostlar ise candır.
  • Mobilyalar yerleşmesi, temzilenmesi konusunda yardım alabilirsiniz fakat koli kargaşasının yerleştirilmesi işini sakın kimselere kaptırmayın. Sonucu fena olur, ne nerden çıkacak hiç belli olmaz sonra. Hele benim gibi mağaza taşıyorsanız müşterinin yanında kimselere telefon açıp soramaz, kendi kendinize söylenemzsiniz.

İşte benim kontrolümdeki ilk taşınma tecrübemden çıkan notlar bunlar. Sonuç tüm aile ve dostlarımın yardımı ile taşındım, yerleştim, temiz temiz oturuyorum. Yeni yeni müşterileri, yeni yeni yüzleri tanımaya başladım bile. Yeni yıl, yeni mağaza herşey şükürler olsun ki çok güzel gidiyor. Taşınma süresinde yardım eden tüm dostlara, yeni mağaza heyecanımı paylaşan herkese sonsuz teşekkür ederim.

Ponente Baby’yi, beni ve yaptığımız tüm ürünleri seven herkesi yeni mağazaya beklerim. Ama vaktinizin olduğu bir gün seçin ve bu yazıyı referans gösterip bir kahve sipariş edin. Karşılıklı kahvelerimizi tokuşturup birbirimizi tanıyıp sohbet ederiz….

Not: Yeni mağazanın görüntülerine Facebook sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Bu arada Facebook sayfamıza gidecekseniz üye olup, sayfamızı tüm listenizle paylaşmayı unutmayın lütfen ;) ))

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Gecikmiş Bir Yeni Yıl Yazısı

Yeni yıl her zaman heyecanlandırmıştır beni. Her sene evi Aralık 1 gibi süsleyip Ocak 1′e kadar seğretmişimdir. Bu evlenmeden önce, annemin evinde de her sene hep aynı heyecanda oldu. Yılbaşı süsü insanın kalitesini belli eder bence. Öyle her süs takılmamalıdır ağaca, cama. Nasıl giyeceğimize, saçımıza takacağımıza kafa patlatıyorsak, evimizdeki, işimizdeki yılbaşı süslerine de kafa patlatmalıyız.

Mesela annem ve annemin aksi olarak ben ve ablalarım her zaman ağaçta kırmızı topları tercih ederiz. Işıklar da sarı olmalı, yeni çıkan mavi beyaz led ışıklara karşıyız. Tamam ekonomik olabilir ama sarı ışık yapamadılar işte. Sarı ışık daha doğal daha soft. Ağaçtaki sarı ışıklarda öyle yanıp sönmemeli hızlı hızlı. Tercihen sabit yanmalı ama inatla hareket istiyorsanız yavaş yavaş yanıp sönebilir. Kırmızı toplar ve sarı ışıkların arasında ekose kurdelelerle atılmış fiyonklar olabilir. Ve her sene en fazla 2 – 3 tane alınan özel yılbaşı süsleri. Adetleri seneler geçtikçe artmalı ve her sene en favori yılbaşı süsünüzü belirlemeli evin diğer fertlerinin favori yılbaşı süsleri öğrenilmeli ve bu konu tartışma konusu yapılmalı.

Tüm bu yılbaşı ağacı süslemesi tercihlerimin aksine bugün görüp bayıldığım, benim bu seneki yılbaşı ağacımın fotoğrafı işte aşağıdadır. Renkli minik ışıkların karın altından yaptığı ışık ve renkler şahane değil mi?

Hepinize renkli, sağlıklı, eğlenceli ve çok huzurlu bir yıl dilerim. Yepyeni güzellikleri keşfedeceğiniz bir yıl olması dileği ile…

HEPİNİZE İYİ SENELER…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Anne Yarısı….

Teyzelerin en tatlısından, Aslı Çelenk’ten duygularını anlatan şahane bir yazı. Kahvenizi yudumlarken okuyun, keyfini çıkartın…

Kişisel kanaatim herkesin çocuk sahibi olmak zorunda olmaması yönünde fakat teyze olmak benim kontrolüm altında olan bir durum değil J Ablamdan gelen gebelik testinin fotoğrafı eşliğindeki “Teyze ben yola çıktım geliyorum!” mesajını hala saklıyorum. Geçen yıl bu zamanlarda “Acaba kalbi atacak mı?” heyecanlarını yaşıyor, endişeleniyor fakat yansıtmamaya çalışıyordum. Her doktor kontrolünde bir aksilik çıkmamasını umuyor, çıkarsa nasıl teselli edeceğimi hesaplıyordum. Tüm hamileliği boyunca ablamla birlikte zaman geçirdiğim için onun kadar yemek yiyip, onun kadar kilo almam bu sürecin en güzel (!) hediyesi oldu. Ters geldiği için sezaryenle gelmek zorunda kalan Ayaz’ın anne karnındaki son gecesinde çektiğimiz video, arşivimizin en tuhaf parçalarından biri. Bir iki saat sonra dokunabileceğimi bildiğim küçük insanın içerideki dansları aklımdan gitmiyor.

Bu süreçte Ponente Baby desteğini devamlı arkamızda hissetmek müthişti. Teyzelik konusunda hiçbir şey bilmeyen beni her konuda aydınlatan Ponente’ye tekrar teşekkürler. Baby Shower nasıl olmalı, nerede yapılmalı, kaç kişi davet edilmeli, kimler davet edilmeli gibi hayatım boyunca ihtiyacım olmayan şeyleri bana sabırla anlattılar J Hastane odasını süslemeye sıra geldiğinde ise ablamın  Ayaz’ın odası için seçtiği “Jungle Safari” temasını uygulamaya karar verdik. Bu fikrimizi Ponente’ye açtığımızda bu oyuncaklı temanın renklerle de uygulanabileceğini anlattılar. Kapı süsü, altın yastığındaki hayvancıklar, kağıttan ponponlar vs vs herşey bizim istediğimiz gibi olmuştu.

Ve 7 Haziran 2011 sabahı Ayaz geldi. O güne kadar sadece ziyaretçi olduğum doğum odalarında bu kez refakatçiydim. Bu bebek bizimdi ve hep sevebilecektim. Bu bebek bir bireydi. Bir karakteri, ayağını kıpırdatışının bile bir anlamı vardı. Ama “kuru” dünya adına hiçbir şey bilmiyordu. Çişini yaparken, acıkınca, sıkılınca kısacası “su” dünyasında hazır olan, düşünülmüş olan herşeyi şimdi kendisi düşünmek zorundaydı ve buna içerleyip çok ağlıyordu. Bence dünyanın en yavaş büyüyen canlısı insana karşı belki de bugünün dünyası çok hızlı olduğu için sabır göstermekte zorlanıyoruz. Mamasını hemen yesin, hemen uyusun ve biz tekrar eski biz olalım istiyoruz. O’nun uyuduğu saatler sanki öğle teneffüsü gibi geliyor. Yemeğini yesin, uyusun, biz özgür kalalım, uyansın, neşelensin, on dakika oynayalım, sonra sıkılalım… En azından benim döngüm böyle. Belki konuşmaya başladığında, yürümek için çabaladığında değişecek ama şimdilerde O’nunla ne yapacağımı bilemediğim için on dakika sonra çok sıkılıyorum L Üstelik birşeyler öğretmek yerine devamlı öpmek istiyorum J

Hayatım boyunca “Anne olmadan anlayamazsın…” , “Yok, bu sevgi başka birşey, anlatılmaz.” , ” Anne olunca anlarsın” benzeri cümleleri duydum yeni çocuk sahibi olanlardan. Anlayamayabilirim, kabul. Peki, en ufak bir viyaklamada neden uyandığımı, manasız sesler çıkarıp henüz adını bile bilmeyen bir bebeği güldürme çabasına neden girdiğimi, neden banyosunu yaptırmak için kuyrukta beklediğimi, kendime diye alışverişe gidip kendime bir parça bile almadan mini boy çoban paltosu almak için neden bütün mağazaları gezdiğimi, neden devamlı ellerimi yıkadığımı, bilinçaltına zarar vermemek için neden devamlı kıyafetlerime dikkat ettiğimi, O’nu düşünüp neden kendi kendime güldüğümü, neden hep ondan bahsettiğimi birisi bana lütfen açıklayabilir mi? Ne zaman ağlayıp ne zaman güleceği belli olmayan, önüne sunulan herşeyden üç dakika sonra sıkılan, yemek saati geldiğinde alarm gibi ağlayan çocuğu manasız bir biçimde çok seviyorum J

Planlamadan yaşayan biri için plan yapmak ne kadar zor bilemiyorum tahmin edebileniniz var mı ama ben bugünlerde Ayaz’la ilgili planlar yaparken ve ikimizi birlikte bir sürü şey yaparken hayal ediyorum J

anne yarısı, Bebek, Bebek bakımı, çocuk, Çocuk bakımı, çocukların dünyası, doğum, doğum heyecanı, Genel, Hamilelik, hastane kapı süsü, öneri kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | 2 yorum

SADECE TAŞ………..MI ?

Bu güne kadar güney sahil seyahatlerimizden her zaman deniz kabukları ve çakıl taşları toplayarak dönmüşümdür. Hayatıma iki tane melek girince ve tatillere maile gider olunca taş toplama kapasitemiz siz de hak verirsiniz ki ciddi bir şekilde arttı. Kıyamıyoruz ayrılmaya, sanki ailemizin parçalarını arkamızda bırakıyoruz. Ama ona da güzel bir kılıf uydurdum ” Bakın arkamızda bizden bir eşya yada sevdiğimiz bir şey bırakırsak buraya tekrar geliriz. Buna inanın ben hep yapmışımdır ve tutar.” diyorum. Çok duygusal ve inandırıcı olduğu için benimkilerin taşlarından ayrılması kolaylaşıyor. Pekiiii, eledik ve eve makul sayıda kabuk ve taşla döndük. Ne yapacağız? İlk seneler onları sanırım deniz hissi versin diye cam kavanozlara koyup içini suyla doldurup odalarına koyardık. Tavsiye etmem pislik oluyor zaten 1-2 günde göze hiçte hoş gözükmez oluyor.

Proje 1) Kabuklar ve ufak çakıl taşlarını İkea dan gayet uygun fiyata aldığım çerçevelerimizin çarpraz iki köşesine , yine çocuklarla bir haftasonu etkinliği olarak kolaj çalışması yaptık. Yada daha havalı olsun enstelasyon yaptık : )) Büyük bir çerçevemiz vardı onunda. Çok yakında yaptığımız çerçevelerin resimlerini de paylaşacağım sizlerle, esin kaynağı olsun size ;) ))

Proje 2 ) Çakıl taşları ? Eve dönünce fark ediyorsunuz ki aslında onların renkleri sadece deniz suyunun içinde güzel gözüküyor. Kuruyunca ve hele hele şehire gelince hiç te güzel değiller. Onları canlandırmak lazım. Bu noktada ben evvelki sene ki projemizi anlatmalıyım. Farkındaysanız artık oje renk kartelası inanılmaz. Bende de bunu fırsat bilip bir sürü oje aldım çocuklara. Bodrum da sabah etkinliği oldu bize. Topladıkları taşları kendi aralarında önce paylaştılar. Sonra başladılar harikalar yaratmaya. Kimi bulut oldu, kimi uzaylı, kimi robot, kimiyse sevimli saçı örgülü kız oldu. Artık onlar sanat eseriydi bir gece kurumaya bırakıldıktan sonra ertesi sabah plajda tezgah ta yeni sahipleriyle buluştular. Çocuklar para kazandı ve çok eğlendi.

Müşterilerinden biri banyosunda dekor olarak kullanıyor ve hala çok severek tutuyor geçen sene gelip bir yenisini daha aldı. Kağıt ağırlığı ve dekor oldular. Hatta alfabeyi taşlara yazarsanız okuma çalışması bile yapabilirsiniz. Geçenlerde ise bir web sayfasında gördüm, işi ileriye götürmüşler. Çocuklara taşlarını boyayarak uzaylı canlılar haline dönüştürüp bu yeni varlıklar için masal anlattırıyorlar, isim takıyorlar………

Yani diyeceğim şu ki : Vaktim yok, param yok demeyin çok basit şeylerle çocuklarınızla çok keyifli zaman geçirip, yaratıcılıklarını geliştirmelerini sağlayıp unutulmaz hatıralara sahip olabilirsiniz. Benden söylemesi………….

çocuk, Çocuk bakımı, çocukların dünyası, Genel, hobi, öneri, oyuncak kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | 2 yorum

Uyarılarınız duyulmaz, görülür…

Şu fotoğrafın şekerliğini görünce sizlerle paylaşmadan yapamadım. Fotoğraftan gelen kahkaha seslerini duyuyorum ben ;)

Fotoğrafın güzelliği tıklamamdaki ilk sebepti ama asıl yazı ve altındaki anlam beni sizinle bu fotoğrafı paylaşmaya zorladı. Ne kadar doğru ve ders alınması gereken bir laf öyle değil mi sayın anneler ve babalar…

Neden sadece babaları katmış bu işin içine anlamadım ama her anne ve baba asıl hareket ve davraşışlarıyla çocuklarına yol gösterirler. Kuru kuru söylenen öğütlerin, uyarıların çok ta bir anlamı yoktur aslında çocuklar için. Ben çocuktum bir zamanlar oradan biliyorum ;)

İstediğiniz kadar “Kızım kıyafetlerini toplaaaa”, “Şu dolap kapaklarını kapaaa” diye evin içinde söylenip durun. Kızınız 30 yaşında da o kapakları kapatmayacak. ( yani kendimden biliyorum ) Ama sizin davranışlarınızı, oturup kalkmanızı, arkadaş grubunuzdaki tavrınızı o kadar iyi gözlemleyecek ve sizi model alacak ki inanamazsınız.

Mesela kitap okumayan bir anne ve babanın çocuğuna anne ve babası ikaz etmekle, öğüt vermekle kesinlikle kitap okutamaz. Bunun zıt örnekleri yok değil vardır tabii ama kitap okumak, saçını taramadan sokağa çıkmamak, diş fırçalamak gibi davranışları çocuklar anne ve babalarından görerek öğrenir, duyarak değil. Eğer anne ve babadan gelen ikazlar görülmüyor sadece duyuluyorsa çocuk üzerinde etkisiz olurrrr…

Yazımızın daha doğrusu fotoğrafımızın ana fikri şudur. Çocukalarımızı sadece ikaz ederek değil, kendi davranışlarımızla eğitebiliriz.

Çocuk yetiştirmek dünyanın en zor işlerinden biri bence. Hepinize kolay gelsin…

çocuk, Çocuk bakımı, çocukların dünyası, Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İlk Uçak Seyahati…

Bir çogunuz zaten tatile çıktınız ama geç kalmadıysak bazı önerilerimiz olacak en azından seneye size fikir verebileriz belki ;) Tatile gideceğiniz yere uçakla gidiyorsanız bilmeniz gereken bir kaç önemli konu var. Biz kendimizce bişeyler düşündük, sıraladık size.

  • Öncelikle 3 adet biberon
  • 1 termos dolusu kaynar su
  • 1 termos kaynamış soğumuş su
  • 3 emzik (kaçtane alırsanız alın mutlaka hepsi bitecektir)
  • Çeşitli oyuncak (çocuğunuzun en sevdiği 3 adet yeterli olacaktır,seyahat yeterince değişik ve eğlenceli olacaktır)

Uçak kalkış ve iniş esnasında aynı sizler gibi basınç seviyesindeki değişiklik onlarında kulaklarını rahatsız eder, tek fark onlar nasıl rahatlıyacaklarını bilemedikleri için durmadan ağlar bizse ağlamayız. Ağlamalarını önleyebilmenin altın kuralı da iniş ve kalkış esnasında ya emzirmek yada biberon ile en sevdiği sıvı tüketmesini sağlamak.Yutkunma bebeğinizin kulaklarının tıkanmasını önleyecek ve onu rahatlatacaktır. Aynı şekilde emzikte yardımcı olabilir.

En büyük problem kemer takmak ;( Malesef kemer takmak bütün bebekleri çok rahatsız eder  tek önerebileceğimiz mümkün olduğunca son dakika takın kemerini ve sonrasında da çevrenizde oturan herkesin çocuk sevdiğini ve çok anlayışlı olduklarını umun. Eğer size ters ters bakanlar olursa sadece bebeğiniz ağladığı için hiç umrunuzda olmasın unutmayın ki bebeğiniz keyiften değil bir sıkıntısı olduğu için ağlıyor. Boşverin herkesi, siz sadece onu rahatlatmaya çalışın. Yapmanız gereken en akıllıca hareket bebeğinizin beslenme saati sonrası uykuya geçeceği bir saatte uçak seçmek olacaktır.

Çok korkutucu da gelse inanın öyle böyle yolculuk sona erecek. hepinize iyi tatiller dileriz.

Bebek, Bebek bakımı, çocuk, Çocuk bakımı, Genel, öneri kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bebek…

Annelerin en tatlılarından, Donna Felice Molly blog sahibinden Ponente Baby takipçisi olan anneler ve anne adaylarına harika bir yazı. Çocuk sevgisi içinden taşan çok samimi bir yazı… Keyfini çıkartın ;)
Bir bebek insana çok doğru bir şey yapanlar da görülen huzur, neşe, sükunet, sıkıntılara dayanma gücü… dahası bir sürü de yetenek verir. Hayata yeniden ikna olur, ona güvenmeyi seçer, yola devam edersin. bebek olağan bir mucizedir.
Bu yukarıda ki paragraf bir alıntıdır. Bayıldım, paylaşmalıyım dedim. Bu gün çok sevdiğim bir arkadaşımdaydım. O da çok kısa zamanda o mucizeyi gerçekleştirecek. Artık gün sayıyor. Bebeğinin ona önce sağlıkla gelmesini sonra ise, o bir sürü yeteneği getirmesini diliyorum. Neşeyle gelip, evine huzur, sükunet getirsin. Mutluluğu ve huzuru çok hak ediyor. 

Bebek güzeldir, bebek eve huzur getirir doğru. Bizim evde ise benim koca kazıklar iki gündür yarış halinde. Bebeklik cd leri durmadan seyrediliyor. Bizim tepkilerimiz ise anında kayd ediliyor. Ona daha çok güldün, daha çok iltifat ettin. Terazideyiz. Ben de sonunda işi kökten çözdüm, cd ler yok edildi. Gömdüm diyebilirim en az bir sene yok olsalar iyi olacak. Benim bebeklerimin ikisi de mutlu ve huzurlu bebeklerdi.  Evimize ikisi de mutluluk getirdi. İyi ki gelmişler, hayatımıza renk, neşe herşey herşey gelmiş ………..Sadece onlar sayesinde …..sadece onlar…..Onlar sayesinde çok sinirli yada çok yorgun olduğunuz bir anda kahkahalar atabiliyorsunuz. Yada onlar sayesinde uykusuzluğunuzu unutup saatlerce başında bekleyip dua edip, şükredebiliyorsunuz. İnsanın hayatına bu kadar renk katmak mı? Sadece onlar yapabiliyor…..Resimlerini paylaşıyorum benim canavarlarımın. Hayatımın renkleri. Varoluş sebeplerim.
Sonuç : Kulak ardı edip hadi canım dediğimiz tüm atasözlerimiz özdeyişlerimiz doğru.

“Zaman çok çabuk akıp gidiyor, ne zaman büyüdüler anlamıyorsun.” Evet sonuna kadar katılıyorum. Çabuk geçiyor. Kıymetini bilin. Bir Tibet özdeyişi paylaşmak istiyorum :
“Hayat, sizin ondan yaptığınız şeydir.  “
Hayatı siz şekillendireceksiniz güzelliklerin kıymetini bilip, tatsız acı şeylerden ders almayı bilince hayat çok iyi geçecektir. Annemin tabiriyle  BEN CE………….

Bebek, çocuk, doğum, doğum heyecanı, Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Müthiş Bir Fikir…

İnternet avcısı ben şahane bir yazı buldum ve sizinle paylaşmak istedim. Siz de bebeğinizin aylık gelişimini izlemek için bu fikirden yararlanabilirsiniz. Bebeğinizi benzer kıyafetlerle aynı mekanda, aynı koltukta, aynı saatte, aynı ışığı ve havayı bekleyerek fotoğraflayabilirsiniz. Çektiğiniz fotoğrafları yan yana koyduğunuzda da şahane bir belgeniz olur. Bebeğiniz büyüdüğünde de ona harika bir hatıra hediye etmiş olursunuz.

Yukarıdaki örnekte bebeğin 1. aydan 24. aya kadar fotoğrafı çekilmiş. Bebeğin çok sevimli olması, büyüdüğünde de sevimliliğini koruması mıdır bilmem ama benim çooook hoşuma gitti. Duramadım paylaştım :)

Hatta bu fotoğrafları 1. yaş doğumgünü davetiyesi olarak kullanabilirsiniz. Bunu 2., 3., 4., 5, … yaşlarında da tekrarlayabilirsiniz.

Bu fikrin fikir annesi bazı çekim önerilerinde bulunmuş. Eğer sizde bu fikri uygulamak isterseniz. Girin bir bakın derim önerilerine.

Son bir ricam olacak. Bu fikri beğendiyseniz ve uygulayacaksanız lütfen bizi haberdar edin ve sonucu bize gönderin.

Şimdiden kolay gelsin, sevgiler…

 

Bebek, çocuk, doğum, doğum heyecanı, Genel, hobi, öneri, web sitesi kategorisine gönderildi | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yüzyılın Oyuncağı LEGO

Bağdat Caddesinde, Caddebostan İskele Caddesinin köşesinde, eski Hotiç’in 2 yan mağazası Lego oldu. Geçenlerde oyun tutkunu, eşimle bu mağazaya girdik ve bayıldık. Kredi kartları müsait olsaydı yeğenlere ve bize bir sürü lego kutusu alıp çıkmıştık kesin ;)

Lego’nun çocuklar için ne kadar zeka ve hayalgücü geliştirici bir oyuncak olduğundan bahsetmeye gerek yok bence. Legolar bizim zamanımızdakinden biraz değişmiş. Daha küçük bir hal almışlar. Farklı yaş grupları için değişik gruplar yapmışlar. Lego Baby, Lego Duplo, Lego City, Lego Creator, Lego System, Lego Technic, Lego Bionicle, Lego Belville. Star Wars, Karayip Korsanları gibi çocukların ilgi alanlarına göre ürünler geliştirmişler. Farklı yaş grupları için geliştirilmiş olan lego kutularını, çocuğunuz 2 yaşına geldikten sonra  almaya başlayabilirsiniz. Önceden de yatırım yapmaya başlayabilirsiniz çünkü Lego her zaman olduğu gibi Türkiye’de çok pahalı.

Şimdi bizim Sinan’la kitlendiğimiz üründen Lego Mindstorms’ dan bahsetmek istiyorum. Müşhiş bişey videosunun linkini verdim seyretmeden anlayamazsınız lütfen linke tıklayın. Önce kutudan çıkan Legolarla istediğiniz nesneyi yapıyorsunuz robot, böcek, ne isterseniz. Bilgisayarınıza bağlıyorsunuz, kendi programı var. Bu program sayesinde yarattığınız robot, böcek v.s dilediğiniz hareketlerin komutunu anlıyor ve sizden gelen komutla yapmaya başlıyor. Bahsettiğim şey öyle sadece basit komutlar değil. Mesela renkleri okuyabiliyor. Kırmızı bilyeye tepki göster diğerlerine gösterme diyorsunuz, yapıyor. Yani görüyor, farkediyor. Müthiş bişey. Veya kendi boyutlarına göre objeleri eline alıyor size getiriyor. Kesinlikle büyüklerin oyuncağı. Bizde de bir tane olmasını isterdim. ;) Kutuda 800TL gibi bişey yazıyordu. Tamam pahalı ama bu Lego ile yapabileceğiniz şeylere inanamazsınız. Linkini verdim, ilgileniyorsanız bakın.

Bu yazı için yaptığım araştırmadan öğrendim ki Legoland’ler varmış. Benim haberim yoktu. Lego delisi çocuklar ve ebeveynler için şahane bir seyehat alternatifi olmaz mı?

Tüm çocuklara ve ebeveynlere bol LEGO’lu günler dilerim ;)

 

Çocuk bakımı, çocukların dünyası, lego mindstorms, öneri kategorisine gönderildi | , , , , , , , , ile etiketlendi | 2 yorum

Bilgisayarında Değil Pinterest’te Dosyala…

İnternette dolanırken tüm beğendiğim işleri, fotoğrafları, kıyafetleri, dekorasyon fikirlerini masaüstümdeki MM adlı dosyaya atarım. MM dosyası karman çorman olur, 6 ayda bir alt dosyalar yaratır, artık beğenmediğim fikirleri silerim ki bu benim tv önünde yaptığım bir aksiyondur.

Son bir kaç aydır keşfettiğim Pinterest bu derdime çare oldu. Artık beğendiğim şeyleri pinliyorum ;) Bu beni hemen pinterest’te yarattığım profilime yönlendiriyor beni ve pinterestte yarattığım dosyalardan hangisine atmak istediğimi soruyor. Böylede bilgisayarda değil pinterestte tutuyorum tüm beğendiğim işleri.

Çook eğlenceli ve kullanışlı, aynı zamanda da bilgisayarınızda belli bir düzeni sağlayabiliyorsunuz pinterest sayesinde.

Öncelikle siteye üye olabilmek için davetiye istemeniz gerekecek. Hemen davetiyeniz geliyor, merak etmeyin.

Herkese iyi eğlenceleeeerrr…

Genel, hobi, öneri, web sitesi kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın